رفتن به محتوای اصلی

Tahran, Irak’ın ikinci bir Lübnan olmasını istiyor!

Tahran, Irak’ın ikinci bir Lübnan olmasını istiyor!
posted onMarch 12, 2019
noدیدگاه

Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni ve El- Arabiyye kanalının eski müdürü Suudi Arabistanlı gazeteci Abdurrahman Raşid, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Bağdat ziyaretini konu alan bir makale yazdı.

Şarku’l Al Awsat gazetesinde “İran, Irak’ın ikinci bir Lübnan olmasını istiyor!” başlığı ile yayımlanan makalesinde Raşid İran’ın Irak’taki faaliyetlerini yazdı.

Tahran’ın 2003 yılından sonra Irak’taki askeri ve siyasi etkinliğine atıf yapan Raşidi “İran, Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının ardından Irak sahasına girmeyi başardı. Aynı zamanda İran, Sünni ve Şii silahlı grupları destekleyerek ABD varlığını bölgeden uzaklaştırmaya çalıştı. İran, Irak’ın da Lübnan gibi Muz Cumhuriyeti olmasını ve General Kasım Süleymani’nin emri altında bugün Suriye’de yaptıkları gibi dünya çevresinde kendisi için savaşan kişiler temin etmeye yönelik bir kaynak olmasını istiyor. İran, Irak’ın milyar dolarlarla Hizbullah’ı ve Esed hükümetini finanse eden bir cüzdan olmasını istiyor. Tahran, Irak’ın Lübnan gibi güçlü bir yönetime sahip olmamasını ve Asaib el-Hak gibi kendisine bağlı milislerin yönettiği zayıf bir devlet olmasını istiyor” tespitinde bulunuyor.

Makalesinin devamında da İran rejiminin ABD ambargosu nedeniyle yaşadığı ekonomik ve siyasi krize değinen İran’ın müttefiki olan Rusya ve Çin’in de İran’ı yalnız bıraktıklarını belirtiyor. Raşid,”Bugün Tahran, geçmişe göre daha fazla kuşatma altında. Petrol gemileri, okyanusun ortasında terk edilmiş durumda. İran, halılarını, fıstığını ve sebzelerini satarken doları kullanamıyor. Amerikalılarla savaşına hazırlanmak için kendilerine güvendiği Çin ve Rusya bile İran’dan vazgeçti. Zira bu ülkeler, İran’la ticari işbirliğini durdurdu” değerlendirmesini yapıyor.

İranlı askeri ve siyasi yetkililerin Irak’taki faaliyetlerine değinen Raşid Molla rejiminin Irak’ı da Lübnan gibi kendisine bağlı ve parçalı izole bir yapıya kavuşturmayı istediklerini aktarıyor. Raşid Saddam sonrası Irak’ın yaşadığı siyasi krize de değinerek makalesine şu cümleler ile son veriyor: “İran rejimi, zamanında Saddam Hüseyin rejiminin yüzleştiği ambargoyla yüzleşmeyi hak etti. Iraklıların bunun uluslararası bir savaş olduğunu ve durumların istikrara kavuşmasından ve yönetimin Bağdat’a iade edilmesinden bu yana gerçekleştirdikleri her şeyi kaybedeceklerini anlamaları gerekiyor. Ruhani, Zarif, Süleymani ve Bağdat’a uğrayan tüm üst düzey İranlı yetkililer, Irak’ın tabi bir devlete dönüşmesini istiyor. Lübnan, net bir örnektir. Lübnan, 1980’lerden beri İran’ın yerine savaşıyor ve sıkıntı çekiyor. Bunu yapması halinde Irak’ın şansı da parçalanmış Lübnan’dan daha iyi olmayacak.”