بازبدە بۆ ناوەڕۆکی سەرەکی

ABD’nin Libya tutumu: Önceliğimiz İran rejimi ve Rojava

ABD’nin Libya tutumu: Önceliğimiz İran rejimi ve Rojava
ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Dış Hizmetler Enstitüsü uzmanı Sitilides, ABD’nin önceliğinin İran rejimi ile yaşadığı gerginlik ile Rojava’daki Kürt güçlerinin durumu olduğunu, Libya’da ise hangi tarafın hakim olacağına göre ABD’nin güçlü ilişkiler geliştirmek istediğini söyledi. Sitilides, önemli değerlendirmelerde bulundu.
posted onJanuary 18, 2020
noبۆچوون

Doğu Akdeniz’in sürekli değişen jeopolitiğinde Libya’da yaşanan gelişmeler gelecekteki politikaları etkileyecek önemde. NATO güçleri 2011’de Kaddafi’yi devirdiğinden beri Libya yönetimsiz. 5-6 yıl öncesine kadar DAİŞ Libya’da güçlüydü ancak yenildi. Libya’da şimdi, Trablus’un batısındaki küçük bir alanı kontrol eden ve Müslüman Kardeşler ve diğer bazı radikal İslamcı gruplar ile ilişkileri olan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (LNCG) ve Libya’nın büyük bir bölümünü kontrol eden General Halife Hafter liderliğindeki seküler, Müslüman Kardeşler ile radikal İslam karşıtı Libya Ulusal Ordusu var.

Türk develeti, Katar ve İtalya LNCG’ye destek verirken Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, kısmen Rusya ve diğer birçok ülke ise General Hafter’e destek veriyor.

Libya’da yaşanan gelişmelerle ilgili merak edilen en önemli ayrıntı ABD’nin tutumu. ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Dış Hizmetler Enstitüsü uzmanlarından John Sitilides, Libya ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulunarak, ABD’nin önceliklerini sıraladı. Sitilides’a göre ABD’nin önceliği, İran İslam Cumhuriyeti ile özellikle Irak ve genelde Ortadoğu’da yaşadığı gerginlik ile bir kısım ABD askerinin hala kaldığı Batı Kürdistan’daki (Rojava) Kürt güçlerinin durumu.

"Erdoğan'ın başarısı kısa vadeli"

Erdogan



Jeopolitik uzmanı John Sitilides, Libya’nın BM tarafından tanınan LNCG askeri açıdan çok zayıf olduğu için, Hafter güçlerine karşı kendilerine destek vermeye istekli tek taraf olan Türk devletine yüzünü döndüğünü söyledi. Sitilides, Trablus’un bunun karşılığında Ankara’ya Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge önererek, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’ı devre dışı bırakmaya çalıştığını belirtti.

Sitilides, “Yunanistan ve Libya, yıllardır münhasır ekonomik bölgelerini müzakere etmeye çalışıyordu, ancak bazı düzenlemelerle ilgili anlaşmaya varamadılar. Türkiye hem bu anlaşmazlık hem de Avrupa Birliği içindeki kararsızlıklar nedeniyle oluşan boşluğu gördü. Erdoğan hızlı hareket etti ve kısa vadeli bir taktiksel başarı elde etti. Ancak bu başarı uzun vadeli olur mu bilmiyorum çünkü Türkiye bu Libya anlaşmasının tanınması konusunda Avrupa’dan, Ortadoğu’dan ve Kuzey Afrika’dan izole edilmiş görünüyor” dedi.

“Erdoğan ile LNCG tuhaf düzenlemesi Akdeniz’i bulandıracak”

Erdoğan’la LNCG arasındaki “tuhaf bir düzenleme” olarak tanımladığı anlaşmaların Akdeniz’i bulandıracağını da söyleyen Sitilides, “Şimdi ortada Yunanistan’la Türkiye arasında, Ege’de kıta sahanlığı anlaşmazlığı ve daha birçok bölgesel ve yasal anlaşmazlığın yanı sıra, önemli bir anlaşmazlık yaratabilecek bir alan daha var. Ancak Türkiye ve Libya’nın dar perspektifinden bakarsanız iki taraf da kendini kazançlı görüyor” şeklinde konuştu.

"Rusya Suriye’deki gibi Libya’da da deniz üssü kurmak için güç boşluğu arayabilir”

Sitilides Avrupa Birliği’ninse (AB) genel olarak Libya’nın geleceğiyle ilgili olarak bölündüğünü, Rusya’nın da bu durumdan yararlanabileceğini ve Libya’da hangi taraf galip gelirse gelsin üstünlüğünü korumaya çalıştığını kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sözleşmeli uzmanlarından Sitilides, “Rusya, aynen Suriye’de yaptığı gibi, bu defa Libya’nın doğu kıyılarında bir deniz üssü kurmak için bir güç boşluğu arayabilir. Yunanistan’a ait Girit adasının sadece 240 kilometre güneyinde olası bir üs, Moskova’nın Doğu Akdeniz’de nüfuzunu büyük ölçüde genişletecektir. Yaklaşık 2 bin 2500 paralı Rus askeri Hafter güçlerine destek veriyor. Ancak Putin bir yandan da Birleşmiş Milletler desteğindeki LNCG’nin kazanma olasılığına karşı önlem almış durumda. Zira Rusya, BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak Trablus hükümetine meşruluk kazandıran ülkelerden biri konumundaydı” sözleriyle bu durumu anlattı.

"Tüm bunlar diplomatik gösteri"

Türk devletiyle Rusya’nın, Suriye’nin geleceği ve yönetimiyle ilgili ayrı saflarda yer alsalar da, birbirlerinin ayağına basmamak için bölgede çok dikkatli hareket ettiğine ve askeri anlamda gevşek bir koordinasyon olduğuna dikkat çeken Sitilides, Libya’da da benzer bir anlaşmaya gidildiği, ancak buna ‘’ateşkes’’ demenin gerçekçi olmadığı görüşünde.

John Sitilides, “Bence tüm bunlar diplomatik bir gösteri. Türkiye ve Rusya, Libya’da karşılıklı bir sorun yaşanmaması için askeri seviyede mümkün olduğunca etkin biçimde iletişim halinde olacak. Bu sayede Türkiye’ye S-400 füze savunma sistemleri satışında, TürkAkım’ın ilerleyişinde, Erdoğan’ın Güney Avrupa ve Ortadoğu için bir enerji üssü olma hedefinde ve Türkiye’nin ilerleyen yıllarda daha bağımsız bir balistik füze programı geliştirmesine Rusya’nın yardım edebilmesinde, birlikte çalışabilecekler” öngörüsünde bulundu.

İtalya’nın 9 yıl önce Kaddafi’nin devrilmesiyle göçmen ve mülteci akını ve insan kaçakçılığı sorunuyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Sitilides, Roma’nın Libya’daki amacının kıyılarını kontrol altında tutabilen güvenli bir hükümet kurulmasını sağlayacak diplomatik bir çaba gösterdiğini, askeri ya da ekonomik bir destek vermediğinin altını çizdi.

“Sisi, radikal İslamcıları engellemek için General Haftere’e muazzam destekler sunuyor”

sisi

 

John Sitilides Mısır’ın konumunu ise, “Mısır, Libya’yla sınır komşusu. General Hafter’in birliklerinin merkez karargahı da bu sınırda. Mısır’dan Hafter güçlerine muazzam miktarda silah, para ve savaşçı birlik akışı var. Bence Mısır lideri General El Sisi, Sahra bölgesini, güneydeki çöllük bölgeyi hala kontrol altında tutan İslamcı teröristlerle aynı yatağa giren bir Libya hükümeti görmek istemiyor. Görmek istediği, kendi görüşlerine yakın, Müslüman Kardeşler karşıtı, İslamcı radikal örgütlere karşı olan bir Libya hükümeti. Mısır, Libya’da seküler bir rejim istiyor ve diğer Ortadoğu ülkeleriyle, Hafter’in amacına ulaşması için her türlü desteği sağlıyor” şeklinde anlattı.

"Trump, Erdoğan’a dış müdahaleye karşı olduğunu hatırlattı"

ABD’nin resmi tutumunun BM’nin tanıdığı hükümeti desteklemek olduğunu söyleyen Sitilides, Trump’ın Erdoğan’la telefon görüşmesinde dış müdahaleye karşı olduğunu hatırlattı. Sitilides ABD’nin daha kritik sorunlarla boğuştuğunu da söyledi, Trump yönetiminin Libya’yı daha çok Avrupa’nın sorunu olarak gördüğünü kaydetti.

“ABD İran, Irak ve Rojava meselelerini önceliyor”

ABD



Jeopolitik uzmanı, “ABD olarak önümüzde hala Kasım Süleymani’nin öldürülmesi sonrası İran meselesi var. Bir yandan hala Suriye’den, özellikle kuzeydoğudaki Kürtler’le ilgili olarak, nasıl doğru bir sonuç alacağımız üzerine çalışıyoruz. Bir yandan da Irak’ın geleceği ve Irak’ta Amerikan askerlerinin kalıp kalmayacağı sorunuyla karşı karşıyayız. Washington’un önce müdahil olmasını gerektiren başka konular var. Çin’le ilişkiler, ticaret savaşları, Çin ordusunun büyümesi, Güney Çin Denizi’ndeki uluslararası hukuk ihlalleri, 5G teknolojisinin Avrupa’ya ve tüm dünyaya yerleştirilmesi gibi. Yani zaten başını çektiğimiz birçok meselemiz var. Bu nedenle Washington, çok zor bir meseleye ağırlığını koymak yerine doğru ortaklarla destekleyici bir rol oynamayı tercih ediyor” dedi.

“Libya’da kim başa gelirse onunla güçlü ilişkilere sahip olmak istiyoruz”

Sitilides, Başkan Donald Trump’ın geçen Nisan ayında Beyaz Saray’da Mısır Devlet Başkanı El Sisi’yi ağırladıktan sonra General Hafter’le telefonda görüşmesini de, Trump’ın alışılmışın dışında bir lider olmasına bağladı ve “Başkan Trump, gerek Amerikan iç siyasetinde gerek uluslararası arenada, geleneksel olmayan, alışılmadık, kuralları daha doğrusu normları yıkan bir başkan olduğunu defalarca gösterdi. Dışişleri Bakanlığı da Libya hükümetine güçlü destek verirken, birkaç hafta boyunca, Başkan’ın Sisi’yle görüşmesi sonrası General Hafter’le doğrudan konuşmasıyla ilgilenmek zorunda kaldı. Tam olarak ne konuştuklarını bilmiyoruz. Bence Başkan Trump da ABD’yi olası kayıplardan korumak için zemin yokluyor. Libya’da sonucun ne olacağını bilmiyoruz ama nihayetinde hangi yönetim başa gelirse gelsin en güçlü ilişkilere sahip olmak istiyoruz. Ancak Başkan Trump, farklı türden liderlerle bireysel ilişkilerini kendi tartmayı seviyor. Bu liderler bazen ülkelerin meşru hükümetlerinin başında da olabiliyor ya da bu örnekte olduğu gibi Libya’nın geleceğinde çok etkili bir unsur olabilecek devlet dışı bir aktör de olabiliyor” yorumunu yaptı.

"EastMed'in inşasının önünde sorunlar var"

Libya konusunda böylesi bir belirsizliğin olduğu bir ortamında, İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan arasında imzalanan EastMed doğalgaz boru hattı ne anlama geldiğiyle ilgili soruya karşılık ise Eastmed’in denizden 3 bin metre aşağıda, dünyadaki en derin boru hattı olması planlandığını, mühendislerin bugünün teknolojisiyle bu hattın yapılamayacağını söylediklerini belirten Sitilides, teknik engellerin yanı sıra başka sorunların da mevcut olduğunu söyledi.

John Sitilides bu sorunları şöyle izah etti:

“İnşaatın 6-7 milyar dolar tutması bekleniyor ancak hiçbir firma sözleşmeye imza atmış değil. Evet, Yunan DEPA ile İtalyan Edison arasında bir ortak girişim mevcut, ancak özel yatırıma da ihtiyaçları var. Üstelik teknik zorluklar, bazı yatırımcıları temkinli olmaya itecek. Şimdi bir de Türkiye-Libya münhasır ekonomik bölge anlaması var ki planlanan boru hattı uzantısını doğrudan ikiye bölüyor. Bu da yatırımcıların İsrail-Yunanistan-Kıbrıs anlaşmasına mesafesini arttıracaktır.”

"Rusya EastMed'i baltalamaya çalışacaktır"

Rusya’nın Avrupa piyasalarına doğalgaz ve petrol tedarikinde en büyük kontrola sahip olmak istediğini belirten Sitilides, Doğu Akdeniz boru hattının Moskova’ya ekonomik bir etkisi olmasa da kötü bir örnek oluşturacağı görüşünde.

John Sitilides, “Rusya EastMed konsorsiyumunun bir parçası olamıyor. Bu nedenle projeyi siyasi ve mali olarak ellerinden geldiğince baltalamaya çalışacaklar ki, KuzeyAkım ve Türkakım üzerinden tedarikte güçlü bir kontrol sağlayabilsinler. Bir de Rusya, kriz yaşadığı Ukrayna’yla kısa vadeli anlaşma imzaladı. Çünkü Kuzey Akım ve Türk Akım, Rusya’nın petrol ve doğalgazının Avrupa’ya ulaştırılmasında, Ukrayna’ya transit geçiş bağımlılığını azaltsa da, Ukrayna’nın da bir enerji piyasası var. Ruslar enerji oyununu çok zekice ve kurnazca oynuyor. Bence EastMed projesine desteği baltalamak için çalışırken, Moskova bir yandan da Ege, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki çıkarları için hepsi farklı açılardan önemli İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan’la ikili ilişkilerde diplomatik hasarı minimumda tutmaya çalışacak” değerlendirmesinde bulundu.

Sitilides’e yıllardır dönem dönem gündeme gelen olası bir İsrail-Türkiye boru hattının gerçekleşme olasılığıyla ilgili de İsrail ve Türk devletinin, Mavi Marmara baskınından bu yana siyasi olarak iyi ilişkiler içinde olmadığını ancak ekonomik ilişkilerininse gayet iyi olduğunu söyledi. "İsrail ile Türkiye arasında boru hattı gerçekçi değil"

Sitilides “İsrail’in EastMed boru hattı dışında Türkiye üzerinden doğalgaz ihracatı gibi başka bir gündemi olabilir mi? Sorusuna cevaben; “Kıbrıs sorunu konusunda tünelin ucunda bir ışık yok. Bu nedenle İsrail’in fiziksel olarak Türkiye’ye bağlanabileceği bir boru hattını düşünmesi Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesi nedeniyle mümkün görünmüyor. Zira Kıbrıs Cumhuriyeti, böyle bir boru hattından Türkiye’nin kazanç sağlamasına izin vermeyecektir. Kıbrıslılara göre Ada’da çözümsüzlüğün nedeni Türkiye. Bu hatta bölgede Suriye ve Lübnan da karşı çıkacaktır. Zira Lübnan Meclisi, İran’ın desteklediği Hizbullah’ın kontrolünde. Yani bu ülkeler de İsrail’in yararına olacak bir proje için kendi münhasır ekonomik bölgelerini kullandırtmaz. Yani Suriye ve Lübnan İsrail’e karşıyken, Kıbrıs Türkiye’ye karşıyken, öngörülebilir bir gelecekte doğrudan bir İsrail-Türkiye boru hattı olmayacaktır. Evet mali olarak en akla yatkın olanı bu. Ama gerçek dünyada siyaset ve jeopolitik, ideal çözümün önüne geçiyor" dedi.

Sitilides, EastMed'in gerçekleştirilebileceğini söylese de inşaatı kimsenin garanti edemeyeceğini de belirtti ve "Yatırımcılardan 6-7 milyar dolar gelecek mi? Avrupa enerji piyasaları önemli rol oynayacak tabii. Zira Rusya TürkAkım’ı tamamladı, hatta Putin ve Erdoğan, açılışını daha yeni kutladı. Doğalgazı Karadeniz’den Avrupa piyasalarına ulaştıracak ikinci bir ayak da olacak. Rusya’yı Almanya’ya bağlayan Kuzey Akım da tamamlanmak üzere. Yani Rusya, Avrupa’ya doğalgaz tedarikindeki etkili kontrolünü sürdürüyor. Tabii burada Cezayir’deki siyasi gelişmeleri de izleyeceğiz, zira Cezayir de Avrupa için önemli bir doğalgaz tedarikçisi. O nedenle Eastmed’in ne kadar kar sağlayacağı da yatırımcılar için önemli” dedi.

 

Kaynak: VOA