Skip to main content

İranlı akademisyen Buharayi: İran’daki kriz buhran aşamasında

İranlı akademisyen Buharayi: İran’daki kriz buhran aşamasında
posted onMarch 16, 2019
nocomment

 

 İranlı sosyolog Ahmed Buharayi, ülkesinin siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanda 4 krizle karşı karşıya kaldığını ve bunların birikmesiyle bugün büyük bir buhran aşamasına gelindiğini

Peyam Nur Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Buharayi, İran’daki siyasi ve ekonomik durum ile halkın ülkedeki gelişmelere yaklaşımını Türkiye’nin resmi haber ajansı AA’ya değerlendirdi.

İran’ın dört bir yandan krizlerle kuşatıldığını ve bu durumun başarısızlığa yol açtığını belirten Buharayi, “İran kendine has siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal bir kriz içinde. Ülke sisteminde baş gösteren 4 kriz bize zarar veriyor. Halihazırda büyük bir buhran aşamasındayız ve buna da başarısızlık diyebiliriz” dedi.

Bu krizler karşısında uygun politikalar üretilmediğini dile getiren Buharayi, “Ülkedeki rejimin ve düzenin meşruiyet sorunu yok ancak krizlerin birikmesi nedeniyle ortaya konulan çalışmalar ve yürütülen politikalar toplumun ihtiyaçlarına cevap vermiyor” görüşünü paylaştı.

Buharayi, siyasi krizde, gruplar ve siyasi partiler arasında diyalog ortamının oluşturulamadığına, yönetim erklerinde de görüş farklılıkları ve ihtilaflar olduğuna işaret etti.

İran’ın kültürel açıdan ilerleme sağlayamadığını ve modern dünya ile iletişim kurmakta zorlandığını savunan Buharayi, Türkiye ve Malezya gibi ülkelerin de İslami düşünce ve yaşam tarzına sahip olduğunu ancak aynı zamanda uygar dünya ile diyalog kurabildiğine dikkati çekti.

İranlı sosyolog, “Türkiye, sahip olduğu turistik cazibe sayesinde büyük bir gelir elde ediyor. Bunun yanında Türkiye camilerinden ezan sesleri de yükseliyor. Bu kazanımlar, yerleşen diyalog kültürünün sayesindedir.” diye konuştu.

Malezya’nın dünyanın en iyi Kur’an okuyan karilerine sahip olduğunu bununla birlikte farklı kültürleri de benimsemeyi ve ilgi uyandırmayı başardığını kaydeden Buharayi, şöyle devam etti:

“Malezya’da birçok ülkeden yabancı yatırımcılar mevcut. Ekonomik kabul gerçekleştiğinde, başkalarına da fırsat verildiğinde ve kendinden olan ile kendinden olmayan arasında ayırım yapılmadığında kültür de doğal olarak gelişecektir.”

İran’ın kültürel açıdan geldiği noktayı eleştiren Buharayi, “Devrimden sonraki 40 yılda kültürel olgunluğa erişemedik. Düşüncelerimizin modern dünya ile aynı doğrultuda ilerlemesini sağlayamadık.” ifadesini kullandı.

Buharayi, İran halkının gezi amacıyla Türkiye gibi ülkelere gidip geldiğinde olaylara bakış açısıyla beklentilerinin değiştiğini ve hakim algının da bununla bağlantılı olarak yıkıldığını belirtti.

 

avatoday

 

Prof. Dr. Ahmed Buharayi, İran’daki ekonomik krize ilişkin ise ABD’nin yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlara işaret etti.

Yaklaşık 5 milyon işçinin olduğu ülkede maliyetlerin petrol gelirleriyle orantılı olduğunu söyleyen Buharayi, “Ekonomimizde ürün çeşitliliği yok ve gelir sadece petrol satışına dayalı. Bu durum uluslararası arenada rahat hareket etmeye imkan vermiyor. Çünkü petrol yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.” diye konuştu.

Ekonomik sistemle ilgili olarak dünya bankacılık sistemine entegre olmadıklarını hatırlatan Buharayi, “Şimdilik günlük 1 milyon petrol sattığımız için mutluyuz ancak baskılar artarsa 1 milyon petrolü el altından satmak zorunda kalacağız. Bu şekilde paranın da resmi olmayan yollardan ulaşması lazım. Bankacılık sistemi bu anlamda kusurlu.” ifadelerini kullandı.

“İnsanlar hayatta kalmak ve özgürce hareket etmek istiyor”

Dış siyasette de İran’ın hem dünya ile iletişim halinde olmak hem de kendi düşünsel ve ideolojik çerçevesinde hareket etmek istediğini ancak eğer dünya ile diyalog halinde olmak istiyorsa bunun ilk şartının insan haklarına riayet olduğunu vurgulayan Buharayi, şunları söyledi:

“Günümüzün 21’inci yüzyıl dünyasında bir ülkenin bir tür totaliter rejim ve istibdatla yönetilmesi ve uluslararası kamuoyunun onu kabul etmesi beklenemez. Hem ideolojik devletimiz olsun hem de dünya ile irtibat kuralım istiyoruz. Ancak devletler uluslararası kamuoyunun bir parçası olduklarında bazı kurallara riayet etmeli. Bunun birinci şartı da insan haklarıdır. Kimse ülkeden kovulmamalıdır. Kendinden olanla kendinden olmayan arasında ayrım yapılmamalıdır. İnsanlar onurlarını ve kimliklerini koruyabilmelidir.”

İran halkının tüm dünya halkları gibi önceliğinin özgürlük olduğunu ifade eden Buharayi, sözlerini şöyle tamamladı: “İnsanlar hayatta kalmak ve özgürce hareket etmek istiyor. 21’inci yüzyılda asgari koşullar halkın ayakta kalabilmesi ve kendini rahatça ifade edebilmesidir. Bir işçi kendi mesleğiyle ilgili ya da örneğin ben bir akademisyen olarak bazı konuları sorguladığımızda, yönetim buna baskı uygulamamalıdır. İnsanlar düşüncelerini rahatça ifade edebilmelidir.”